Monday 09th December 2019,
Sinematografik

Bülent Uçar ” EN GÜZEL GÜN, EN MERHAMETLİ SENE ”

Bülent Uçar ” EN GÜZEL GÜN, EN MERHAMETLİ SENE ”

_____________

 

Intro:

Hayatımın, meğer, en kötü günündeymişim. Ve ben, bunu biliyor, bunu engellemeye çalışıyordum. Tıpkı, bir zamanlar, hayatımın en güzel gününde olup, bunu da bildiğim için, bu güzel günü kaybederek, özleyeceğimi bildiğimden dolayı, acı çektiğim, o güzel güne sıkı sıkıya tutunmak istediğim gibi…

1

Adı Şermin’miş ama ben, kendisini hiç anımsamıyordum. Adını bile ,telefon açtığında kendisi söyledi. Meğer bir de iki aydır sevgiliymişiz ki, ben, bunu, hiç hatırlamıyorum. Verdiğim bir cevabın ardından çok eleştirilerek, neredeyse engizisyonca yargılandığım için,  önceleri reddettim. Ancak Mithat sorunca, kabul ederek, itiraf ettim. “ Evet. “ dedim. – “ Tam olarak öyle söyledim. “ – “ Adım, Şermin. “ dedi. – “ Tanışıyor muyuz? “ diye sordum. –  Öfkeliydi.  Bağırdı. “ Elbette tanışıyoruz. Sevgiliyiz be, hasta adam. “, diye cevap verdi. – Bir de hesap sordu. “ Günlerdir seni arıyorum. Evde yoksun. Telefonlara çıkmıyorsun. Nerelerdesin? “  – Ben de cevap verdim: “ Çok yoğundum. “. – O da sorguladı:”  Sen işsizsin. Ne işin vardı? “ – “ Evde, gölgede tembellikle, oturmuş; Ölsem, diyordum, kendime… Hayat, kaldığı yerden, hiç değişikliğe uğramadan olduğu gibi devam mı eder? Yoksa bana bir şey olduğunda, dünyaya da bir şey olur mu? Yoğundum işte. Bu sorunun cevabını düşünüp durdum. “ –  “Cevabı buldun mu? “ – “ Hayır. Elbette hayır. “

2

 

Biri vardı:

Babası, Oruç Aruoba’yı çok sevdiği için, Oruç, koymak istemiş, oğlunun adını ama adını Bilge koymuşlar. Adamın karısı, Bilge Karasu’yu çok seviyor, diye…

Önceki haftanın akşamlarından birinde de Bilge’yi görmüş Salim. Metro Sineması, gösterimdeki filmin – Vanilla Sky – son seansından sonra, sinema salonu bütünüyle boşaldıktan hemen sonra… Bilge, bir çocuk gibi iç çekerek, salya sümük ağlarken, Salim, hiç de öyle merak etmeden “ Ne oldu, sana, böyle? “ diye sormuş. Bilge de ağlamasına mola verse de iç çekişlerine ara veremeden konuşmuş.

“Yavuz Çetin’e delicesine hayrandı. O kızı anımsıyor musun? . ”

“ Kimden söz ediyorsun? “

“ Şu kız işte.  Dudakları ve ağzını, senin ördek ağız diyerek neredeyse kutsadığın o güzelim kız. “

“ Tamam, hatırlıyorum. Jessica Chastain ve Alessandra Ambrosio karışımı olan, gökyüzünden geldiği aşikâr olduğunu söylediğimiz kız… “

“ Evet. “

“ Onun konuyla ve senin ağlamanla ilgisi, tam olarak ne? “

 

“ Yavuz Çetin’ delicesine hayrandı. Bana da aşık… Beni, bugün, filmin akşam seansına girmeden hemen önce, bilet gişesinin önündeki merdivenlerde, çok mutlu olduğumu, önceleri öyle olmadığımı, mutlu olmaya değer ne bulduğumu öfkeyle söyleyerek, terk etti. “

 

“ Sen de burada rüsva halde ağlamayı mı uygun gördün? “

“ Pek uygun görmedim de başka çare bulamadım. “

 

Salim,  gece yarısından sonra, çok geç saatte eve döndü.

3

 

Diğer odadan yükselen müzik sesi, adı: Bugün; olan, bir Teoman şarkısından yükseliyordu. “ …  Denize döktüm, kendimi. Ucuza gitmeyeyim, diye, Bugün… Bir tuzağa kaptırmıştım, kendimi. Ama eminim, Tanrı var, Bugün…”  diyordu, şarkıcının sesi.

Ve o sırada da aklımdan, hayatımın en berbat, tahammül edilemeyecek denli, en kötü günlerinin, küçücük bir neden ya da an içinde, hayatımın, nasıl da en güzel gününe dönüştüğüne dair anlar geçiyordu. Ve evet, yani yine Tuğrul konuşuyordu. Hayatının en güzel aşk sürecini anlatıyordu:

‘’ Bir kız vardı. Çok güzeldi. Üniversitedeydik. Ve onun, onu ilk gördüğüm gündeki güzelliği hem çok zayıf oluşu, Jessica Chastain’e olan benzerliği ve üzerindeki çiçekli yeşil elbiseden ileri geliyordu. Ben de ne yapayım. Hiç başka çarem yoktu. Delicesine aşık oldum. Bir şarkı var. Bilir misin? Müslüm Gürses, söylüyor ve o, çok haklı. ‘Evvela Hüda’yı tanımasaydım… Güzel… Vallahi, Güzel… Sen benim İlah’ım olurdun. ‘

İşte ben de bu kıza böyle aşık oldum. İlk öpüştüğümüzde ve ben, onu, üzerinde kıyafetleri olmadan ilk gördüğüm günde, annesinin güzelim evindeydik.

 

Başım, fena halde dertteydi. Çünkü kontrol artık bende değildi. Lanet olsun, kayıptı. Artık onu istesem de aklımdan çıkaramaz, delicesine tutkulu kalırdım ki öyle de oldu.  Uğruna Truva Savaşı gerçekleşen Helen, nasıl güzeldi? Bilmiyorum. Ama bu kız, belki ondan bile daha güzeldi. Hiç değilse, ikizi olacak denli güzel…

Aradaki ayrıntıları, boş ver. Bir gün, beni terk etti. Ben anladım ki, cennet, diye bir yer var ama oraya gidilmiyor. Oradan kovuluyor, insan…

 

O güzelim kız gidince, ben de eski, ölümcül hayatıma döndüm. Çünkü buna, ölmeye,  ihtiyacım vardı. “

4

 

Ve, Salim’e göre;

5

 

 

Felsefi bağlamda, kendisini Yeni Ontolojist ilan eden Hartmann’ın varlık hiyerarşisindeki, en değerli kategori olan Tinsel Varlık klasmanında yer alsak da bu konuda çokça övgü alarak, onore edilsek de sosyal açıdan, neredeyse birer hiçtik.

Ve ancak parasız ya da mülksüz olmak, hiçbirimizin umurunda olmadığından, herhangi bir sosyal sınıfa dahil edilemeyen, bu nedenle de sefaleti yaşıyor olmalarına rağmen sefil denilemeyen düşkün asillerdendik. Ve asaletimiz, aileden veya ayrıcalıklı bir gruba ait olmamızdan değil, kişisel aylaklığımızdan ileri geliyordu. Bir de yalan konusu vardı. Bayılırdık, yalan söyleyerek oynanan oyunlara… Tuğrul, daha kontrollüydü, belki ama ben değildim. Yalanlar, söz konusu olduğunda, hiç kimsenin yenemeyeceği denli yetenekliydim

6

 

‘’ Dinle. ‘’ dedim, bir gün, Tuğrul’a. ‘’ Meğer hayatımın en güzel gününe dönüşecek olan, en berbat, en ölümcül derecedeki kötü günündeymişim. Bir arabanın içindeydim. Ölmeyi istiyor, bunu nasıl gerçekleştireceğimi düşünüyordum ki, bir ses duyuldu. Bir rüzgâr esti. Serinledim. Ve kendimi, olmak istediğim, en güzel yerde hissettim. Ben, birdenbire, öyle mutlu oldum ki, ‘ Bana kalsa, sonsuza dek yaşarım. ‘ diye düşündüm. Soğuktan donmak üzere olan ellerim için yün eldivenler, boynum için de yün atkı bulmuş, gibiydim. Sıcacık bir ferahlıktı, bu…  ‘’

Bülent Uçar

 





BENZER YAZILAR

Yazar Hakkında

Live Sex Webcam Sex Backstreet Theme Herbalife Ürünleri