Saturday 07th December 2019,
Sinematografik

Bülent Uçar ” DAVID LYNCH -MULHOLLAND DRIVE ya da MERHAMET KONUSU ”

Bülent Uçar ” DAVID LYNCH -MULHOLLAND DRIVE ya da MERHAMET KONUSU ”

___________

 

Eğer, ölmeden önceki son birkaç dakikalık bilinç vedası sırasında insan, bir mutlu rüya ya da kâbus eşliğinde terk edecek olsaydı kişisel var oluşunu, bu mutlu rüya ya da kâbusun temel unsurları, kişinin hayat boyu deneyimlediği tüm görsel ve işitsel gerçekliğin bilinçte bıraktığı iz ve anlamlar (imgelem) üzerine oluşsaydı, kimlerin payına cennetler düşerdi ve kimlerinkine cehennem işkenceleri…

Hayat boyu, ruhun karanlık zamanlarda hasıl olan, o eski ve en derin kuytusunda  çok uzak geçmişte kutsanmış tanrısal özü korumak maksadı ile – kanımca, yılda en az iki doz alınması gereken filmler kategorisinden… David Lynch’ten, MULHOLLAND DRIVE…

Yılda en az iki doz alınması gereken filmler listesinde ilk üçte kendine yer bulur MULHOLLAND DRIVE… Hem de hayat boyu… ‘’Konusu ve finali bilinen bir film, nasıl olur da hayat boyu, yılda iki defa izlenir?’’  diye düşünülebilir.  Kimse anlamaz… Lynch’ten ‘’Mulholland Drive’’- Ethan ve Joel Coen’den ‘’Inside the Llewyn Davis’’ – Jay anania’dan  ‘’Shadows&Lies’’ – David Fincher’dan ‘’Zodiac’’, ‘’Social Network’’ Se7en ‘’ ve ‘’ The Game ‘’’ – Ömer Kavur’dan ‘’Akrebin Yolculuğu’’ ve elbette ki Darren Aronofsky’den ‘’The Fountain’’ ve Theo Angelopoulos’tan ‘’Le Regar ‘d Ulysse’ gibi filmler, içerdikleri fetiş karanlık, gizem ve görsellikleri dışında, barındırdıkları ruhun ve hiçliğin varlığının kanıtıymış gibi duyulan müzikleri, sesleri ve ses efektleri nedeniyle bile hayat boyu, sayısızca izlenebilir. Tıpkı en sevilen şarkının defalarca dinlenilmesi gibi… Bunu bazıları anlar…

Lynch’in Mulholland Drive’ı  karanlığın sofistike ve estetize olmuş yanını, kendine rehber edinerek, üç ölümcül temayı ele alır: ‘’Ölüm anında ne hissedilir?’’, ‘’ Vicdan işkencesi’’ ve ‘’ Tanrısal Adalet’’ gibi temalar… Lynch, bu temaları,  özellikle, tanrısal adalet temasını kişisel teolojik bakışıyla, İkiz Tepeler, Mavi Kadife, hatta, Kayıp Otoban gibi filmlerde de öne çıkarmıştır ama pek çok eleştirmen bunu görmeye yeltenmez, canı acır, ya da sadece görmez.

Mulholland Drive, bir sahnesinde geçen şu replikle tüm gizemli özünü kendisi gibi karanlık biçimde ifşa eder. Ve o sahnede, sırrı, sır olarak saklamaya devam ederek açıklar: ‘’Müzik sona erer ama kayıt devam eder. ‘’ der, sahnedeki işi dünyaya ürperti salmak olan adam. –  Filmin alt metni, izleyiciye, insan ölür, Ama bilinç, son imge kırıntılarıyla, final kurgusunu izlemeden kapanmaz. Kayıt’tan işlemeye devam eder – aşağı yukarı bunları söyler.

Mulholland Drive, Betty Elms (Naomi Watts) ve Rita’nın ( Laura Harring) arkadaşlıkları (aşkları) üzerinden bir hikâye anlatır gibi görünürken, film bir yerde kırılır. Ve kırılan o yerde anlaşılır ki, izlenen tüm bu hikâye, aslında Betty’nin, kendisini terk ederek, başkasıyla birlikte olan sevgilisini öldürtmesi sonucu içine düştüğü vicdan işkencesinden kurtulmak için kendi başına ateş ederek intihar ettiği andan, ölüm anına kadar geçen o birkaç saniyelik zaman süresinde gördüğü kâbustan başka bir şey değil.

Filmin kritik anlarından…

Betty, büyük ve şöhretli bir sinema aktristi olmak maksadıyla Los Angeles’a ilk geldiğinde yaptığı uçak yolculuğu sırasında yaşlı bir çiftle karşılaşır. Bu yaşlı çift, aslında onun günahkâr vicdanının temsili birer yansımasıdır. Arkadaşını öldürmekten dolayı yaşadığı vicdan işkencesinin katlanılmaz doza yükseldiği bir gece, bu yaşlı çift, evin içinde minimal birer insancık olarak, orada burada, çekmecelerin, küçük kutuların içinde filan kahkahalar atarak gezinmektedir. Betty de bu işkenceye ve ruhuna buzdan bir ürperti salan ateşten korkuya katlanamayarak kendini vurmuştur. başından.

Filmin kırıldığı o ana kadar Betty’nin kâbusunu izlemişizdir ve bu kabus, Betty’nin imge kırıntılarından hasıl olmuştur. Bu imge kırıntıları da paylarını gerçek anlardan almışlardır. Örneğin Betty, uçakta tanıştığı yaşlı çiftle şehir merkezine ulaşmak için taksiye biner  ve Betty ön koltuktayken, yaşlı çift, arka koltuğa kurulmuştur. Gülüşerek sohbet etmektedirler. Bir ara Bettty, arkasına dönerek onlara bakar ve tam o sırada, Yaşlı adam, yaşlı kadının diz kapağına üç defa vurur, avuç içiyle göstere, göstere. Üç defa… Ne eksik, ne fazla… Üç defa.  Çünkü Betty, kendisini terk eden sevgilisi Rita’nın yeni sevgilisiyle evleneceği haberini alacağı ve belki de hayatının en kötü gecesinin yaşanacağı bir partiye gittiğinde, orada, eski sevgilisinin yeni sevgilisi Adam Kesher’la tanışır önce, sonra da onun annesi Coco’yla… Bir masanın etrafında, Betty, Rita, Adam Kesher ve Coco oturmaktadır. Coco, kendini Betty’e tanıştırır. Ve Betty,  korkunç bir kıskançlık ve acı içindeyken, Coco, onun elinin üzerine avuç içiyle üç defa vurur ve şöyle der, alay eder gibi, şöyle der:  ‘’Adım …  Ama bana Coco diyebilirsin bebeğim. ’’ Tam o sırada, neredeyse sadece yarım saniyeliğine de olsa kovboy şapkalı bir adam görünür kalabalık arasında ve birden göründüğü gibi, yine birden kaybolur. Çok kısa bir andır o an ama Betty, onu görmüş,  ona, imgesinde bir yer vermiş ve onu bilincine ekleyerek, o derin ve doğal yapısında hastalık barındıran insani imgede o kovboya oldukça büyük bir yer vererek, ölmeden önceki kâbusunda ona önemli bir rol ve düşünce atfetmiştir. Kovboy, Adam Kesher’a: ‘’Bir erkeğin hayat tarzı, onun nasıl bir yaşam istediğinin kanıtıdır. Sen, anlaşılan, huzurlu bir yaşam istemiyorsun.’’ der, mesela.

Betty’nin arkadaşı  sevgilisi, kısacası her şeyi olan Rita’nın adı da Betty’nin adının bu kâbusun dışında, gerçekte Betty olmaması gibi onun ki de Rita değildir aslında ve o (Rita) öldürülmek üzere, siyah bir otomobil içinde, iki adam tarafından kuytu bir yere doğru götürülürken, bir kaza yaşanmıştır ve Rita başından darbe aldığı için hafızasını kaybetmiştir. Oradan oraya savrularak yürürken de Betty’nin, oyuncu teyzesinin film çekimleri için bir süreliğine boşalttığı eve girmiştir. Betty’le de bu olaylar sonucu tanışmıştır. Betty, ona adını sorduğunda da, duvardaki Rita Haywort fotoğafını görerek, adım: ‘ Rita ’ demiştir ve hikâye başlamıştır. Üstelik Rita da tıpkı Betty gibi Hollywood oyunculuğunun ve şöhretli bir aktrist olmanın peşindedir.  BettyYse Rita’ya ilk görüşte aşık olmuştur.

Betty’nin vicdanı korkunç bir hal almıştır, vicdanın ölümcül  son safhası… Artık o safhada hiçbir terapi işlemez… Çünkü Rita, onu terk edince ve başkasıyla evlenmek üzereyken, Betty, onu öldürtmek için bir küçük lokantada bir kiralık katille anlaşma yapmıştır, Rita’nın fotografını ve kiralık katilin ondan istediği parayı verip tam lokantadan dışarı çıkacakken, karşı masada, önünde dokunulmadan duran omletiyle kendisine bakan bir adamla göz göze gelmiştir. Bu adam da Betty’nin imgelemine bir iz, bir karanlık, kaya gibi sert bir iz olarak eklenmiştir…

Ve Betty, ölmeden önceki kâbusunda pazarlık sonrası, lokantada göz göze geldiği bu adama, öyle bir rol yükler ki, akıllara zarar ve bilinçaltınıza  en korkutucu korku filmlerinden daha çok etki edecek anlatının sahibi kılar onu. Bu kâbusta, bir polis dedektifini bir cinayetin kanıtını anlatmak üzere, cinayet  pazarlığı edilen o lokantaya çağıran adam, Betty’le göz göze gelen adamdır ve bu adam, rüyasını anlatır dedektife:‘’Rüyamda buradaydım. Önümde bir tabak omlet vardı ve henüz dokunmamıştım. Tıpkı şu andaki gibi’’ der ve önündeki omlet tabağını işaret eder, bakışlarıyla… Ve  anlatmaya devam eder: ‘’Sonra dışarı çıktım ve karşı duvarın arkasında, öyle korkunç biriyle karşılaştım ki, umarım hayatım boyunca bir daha karşıma çıkmaz, o şey.

Adamın sözünü ettiği korkunç kişi, kapkara katranlı zift suyuna bulanmış, ve sadece Lynch’in altından kalkabileceği görüntü ve ses efektiyle karşımıza çıkan, kapkara korkunç bir yaratıktır.

Ve bu yaratık, aslında Betty’nin, o adamla göz göze geldiğinde, adamın ona bakarak, onun ne denli korkunç bir katil, ne denli ölümcül bir günahın sahibi olduğunu anladığını sanması üzerine var olan bir yaratıktır. Betty, arkadaşını öldürtmek için yaptığı pazarlık sonrası öyle korkunç ve günahkâr hisseder ki, bunu, lokantada göz göze geldiği o adamın da fark ettiğini sanarak, o adama, onu rüyasında bir ucube günahkâr olarak gören saf bir aziz rolünü verir. Çünkü aslınd,a Betty, kendisini öyle kapkara ve günahkâr bir ucube olarak görmektedir ve zaten bu nedenle öldürmüştür, kendini.

Betty Elms’in de  asıl adı Betty değil, Diane Selwyn’dir ve kendisi, işlediği ağır günahtan ötürü öyle acı çekmektedir ki, kiralık katille anlaşmak için bulunduğu lokantada, masaya hizmet eden sevimli ve masum görünen ve isim kartında br rahibenin adıymış gibi görünen Betty ismini kazır imgelemine ve ölmeden önce gördüğü yarısı kâbus, yarısı hayalini kurduğu yaşamın rüya seansında kendine Betty adını uygun görür. Betty , masum, bir rahibe ve azize kadar günahsız ve mutlu…

Film, tüm bunların yanında bir yan hikâye olarak değil de, senaryonun ekseninde yer verdiği bir konuyu daha öne sürer. Hitchcock’un The Girl’üne gönderme yapar. Adam Kesher adlı karakter bir yönetmendir ve yeni filmi için tüm hazırlıkları tamamlamıştır. Ama sorun şudur ki, ona yukarıdan birileri tarafından, baş kadın oyuncu için baskı gelmektedir ve özellikle belirlenmiş bir kadını filmin baş kadın oyuncusu yapması istenmektedir ve yönetmenin o kadını seçmelerde gördüğü anda , ‘’ This is the girl ’’ demesi istenmektedir. O da bu duruma karşı çıkmaktadır. İşler böylesine kötü giderken, Adam Kesher (Rita’nın nişanlısı, uğruna Betty’i terk ettiği yeni sevgili) bir öğle vakti, evine gider ve evinde havuz temizlikçisiyle karısını yatakta bulur, karısı; utanmak , korkmak bir yana, cingar çıkarır, filan. Adam Kesher da intikam için karısının mücevherlerine saldırır o an, çocukça bir hamleyle. Onları bir boya kutusuna sokarken, karısı gelir ve kocasının üstüne atlar. Bir süre boğuşurlar. Havuz temizlikçisi iri kıyımdır. Yaklaşır ve Adam Kesher’ı bir güzel pataklar. Adam Kesher da karısının becerildiği kendi evinden çıkıp gitmek zorunda kalır. Birkaç sahne sonra Adam Kesher’ın zarar verdiği bir gagnster film çetesi için çalışan ve havuz temizlikçisinden daha büyük, daha iri kıyım bir adam girer, eve. Adam Kesher’ı aramaktadırlar, benzetmek için. Ama Adam Kesher, evi çoktan terk etmiştir. Kesher’ın karısı daha iri kıyım olan bu adamın üstüne de atlar kendini, sevgili havuz temizlikçisini korumak için. Ve daha iri kıyım olan bu adam da Havuz temizlikçisini benzetir, bir güzel. DavidLynch’in, tanrısal adalet matematiğine ironiyle yaklaştığı sahne olarak ele alınabilir, bu sahne.

Mulholland Drive, insan bilincinin ne kadar tuhaf, kaotik ve bunlara rağmen ne denli zarif bir matematikle, hayranlık duyulası ve korkutucu kurgularla yaşadığının ifşası gibidir. Ve kanımca, Lynch’in baş eseridir.

Filmin sonunda izleyici anlıyor ki Diane Selwyn için ve bir gün kendisi ve salondaki tüm seyirciler ve dış dünyada var olan herkes için zaman sessizlik ve ölüm zamanı ya da SILENCIO…

Bülent Uçar

 





BENZER YAZILAR

Yazar Hakkında

Herbalife Ürünleri