Friday 19th July 2019,
Sinematografik

Bülent Uçar ” DEĞİŞİM YOKTU ”

Bülent Uçar ” DEĞİŞİM YOKTU ”

___________

 

Adı Onat’tı İlkokuldan arkadaşımdı. Okulda, bir öğle güneşi altında bayılmıştı. Güneş, o gün çok kızgın olduğu için, Onat ‘ın bayılmasından kimse olumsuz bir sonuç çıkarmamış, endişelenmemişti. Çok sonra öğrenildi. Derdi, meğer çok büyükmüş.

 

Onat’la seneler sonra, kalabalık bir caddede karşılaştık. Anlatmak için sanki hep beni bekliyormuş gibi, beni bir biracıya davet ederek, ilk yudumlarımızdan hemen sonra anlattı:

‘’         ’ Biliyor musun? ‘ dedi.

‘… Eller ve ayakların aklı var. Üstelik hafızası da var. Bu arada, beynimde de beni öldürmeye odaklı bir ŞEY var. Her neyse, akılları ve hafızaları var. İki gün önce kendimi tuhaf ama tanıdık bir yabancılığın içinde, bizi korku dolu bakışlarla izleyen bir çocuğun yargısı eşliğinde, adamın tekiyle, çocuğun babasıyla konuşuyordum.

Adam ’ Beyefendi, gidin buradan, burası bizim evimiz. ’ diyordu.

Ben de içeri bakıyor, odamı görmeye çalışıyor, yatağıma ulaşmak istiyordum. Ev, benim, seneler önce Gülsüm’le birlikte yaşadığım evdi. Çarşıda, yakınlarda bir yerde dolaşırken, yemek yedim. Yemeğin aroması, tadı – kokusu, bana çok tanıdık şeyler anımsattı. Ayaklarım da kendi akıl ve hafızasını kullanarak, beni eve götürmüş. Oradan ayrılıp evime gittiğimde, saat çok geç olmuştu. Gece yarısından sonraydı. Gülsüm, sanki o akşam vakti ölmemiş gibi, beni mutfakta bekliyordu.

’ Seni gördüm.’’ dedi. ’ Ve dinledim, eve girmek istedin ama biz artık orada yaşamıyoruz. ’

İçeri girdim. Yatağıma giderken, peşimden geldi. Öyle çok uykum vardı ve öyle çok yorgundum ki, kendimi yatağa bırakırken sordu: ’ Neler oldu? ’

’ Anlamadım. ’

’ Seni çoktandır görmüyor gibiyim, yokluğunda yani, sen, biz ve ben yokken neler oldu? ’ ’Katlanmam gerekiyordu. Zararlı da olsa uyuşturup, narkoz ya da ağrı kesici, acı dindirici, bir çeşit morfin etkisi duyuran her şeyi denedim. O arada, çok kötü insanlarla da karşılaştım. Özellikle çok kötü kadınlarla… Sorunları kendileri olan ama bunu göremeyerek, dünyaya ve benim üstüme kusan, beni suçlayan kadınlarla… Çoğu şeyi unuttum. Seni bile unuttum. Ve huzur da buldum, sanki. Ancak odadaki şu küçük, portatif giysi dolabı, çekmecelerden birinde duran okuma gözlüğün ve en sevdiğin kitap olan Bilge Karasu’nun Kılavuz’u gözüme çarptı durdu. Giysi dolabını benim beceriksizliğimden sıkılmış, tek başına sen kurmuştun. O dolap, gözlük, kitap ve tüm bu nesnelere göçen ruh kırıntılarını bir hammadde olarak kullanıp, inşa olan anılar, çok acıttı, canımı… Burada kalmayacaksan, yanında götürebileceğin ve seni anımsatan her şeyi götür, lütfen. ‘’ dedi, sustu, Rahmi.

Sokağa çıkıp buz gibi havada amaçsızca yürürken; Rahmi, yine konuştu:  – Ben, yokluğunda sevilen ve büyük olasılıkla, öldüğünde tapılınacak adamım. –  Ve Sonra;

 

 

 

 

 

 

 

‘’ O ilk günden bugüne, şimdiki zamanın yakınlığına dek hiçbir şey değişmedi.

 

Yabancısı olduğum, uzak, yalnız hissettiren, anlam ya da can veya ruh taşımayan her şey ve herkesten korktum.

Hep sürgünde hissettim.

Yedinci yaşımdan bugüne ne değişti?

 

Hiç…

 

Bu gerçek, boşuna yaşadığım anlamına gelebilir ki, geliyor.

 

Bu, hiç sorun değil. Hem boşuna değil de dolu yaşamak da ne ki?

Biraz umutsuzluk, bir gün bir yerlerde mutlu olabileceğime dair inançsızlık, suçluluk ve günahkârlık duygularım elbette var ama öyle pişman filan değilim. Hatta ben, bir gün, öyle birden defolur giderim ki. Bir zamanlar burada olduğuma hiç kimseyi inandıramazlar.

 

İçi tıka basa umutsuzluk, korku, hüzün ve tedirginlik dolu ruhumdan başka hiçbir şeyim yok.

 

Ve yani hep söylenir. Mezara hiçbir şey götürülemez, denilir de – bu yanlış. Ben, kendimi ve varlığıma dair bütün suçu, günahı, duyduğum umutsuzluk ve mutsuzluğu, kendimi, mezara götüreceğim.

 

Bu denli elden günden dışarı olarak, yabancılaşmama, herkesle ve dünyayla uyumsuz olmama hiç gerek yoktu. Böyle biri olmuşum. Nedeni, belki biraz genetik ve kendileri her şeye yabancı, tuhaf kişilerce yetiştirilmiş olmamdır.

 

Evet, bu, tam olarak böyle… Belki değil, mutlak… ‘’

Bülent Uçar

 





BENZER YAZILAR

Yazar Hakkında

Herbalife Ürünleri