Tuesday 18th June 2019,
Sinematografik

Bülent Uçar ” BANKA, BİRAZ PARA, BEKLEYİŞ ve KARA SOHBET ”

Bülent Uçar ” BANKA, BİRAZ PARA, BEKLEYİŞ ve KARA SOHBET ”

_______________

 

‘99 SONBAHARI, 2003 KIŞ ve 2004’ün bir kısmında hiç gündüz olmadı. Hep GECE… Her zaman karanlık ve gün, hiç değişmeden hep Cumartesi… SOĞUK –  Cumartesi, kimse bilmez ne cehennemdir. Islak… Soğuk… Asla ısınmaz… Ben, öyle tembel, öyle eylemden uzaktım ve hareketsizlik arzusuyla öyle doluydum ki, Joyce’un Ulysses’i ve Proust’tan ilk üç cildi filan o tembellik günlerimde okudum. ZAMANI YAVAŞLATACAK, dünyanın dönüşünü aksatacak kadar üşengeçtim. Tembel ve neredeyse ÖLÜ… O sene, dünyanın geri kalan kısmında işler nasıl döndü bilmiyorum ama 1999 yılı, Adana’da 365 gün olarak yaşanmadı. Tam 389 gün sürdü. Çünkü dünyanın ve zamanın akışını yavaşlatan biri vardı. O BENDİM.  Ama bilmezdim, neden hiç gündüz olmuyor ve günlerden neden hep CUMARTESİ? Diğer günler neden yok? Gün, hep BUGÜN ya da YARIN, ama niye isimsiz?          Nedeni olmayan şeylerin de var olabileceğini öğrenmiştik sonunda. David Hume haklıydı. Sadece akıllarımızı korumak içindi nedenler. Gerçeği yansıtmıyorlardı. Asıl olay başkaydı. Gizemli, karanlık ve başka…

Kapkara MEVSİM – ‘99 SONBAHARI. Ve ben… O günlerde ikinci bir ömür istiyordum. Hiç hesap etmeden, israf edeceğim 180 yıllık bir hayat. Çünkü bir amacım ve gerçekleştirmeye can attığım bir hayalim vardı. Çünkü karanlık ORTAÇAĞ’daki karanlık, aslında içine saklanılacak güvenli gölgeydi. Engizisyon, acılara son veren bir merhamet anıtıydı. Giyotin, uyuşturucu ilaç… İç ve yok ol.  BUNU ANLAMIŞTIM. Başım beladaydı bu yüzden. Güneş çok yaktı. Eridi varlık, HİÇLİK o anlarda var oldu.   Ve her şey dumanla başladı. Hiç bitmemek üzere…

Kırmızı SOFT PAKET Marlboroyu ’96 yazında tanıdım. Kendisi SERT, paket SOFT, açığı kapatacak kadar düşünceli. Sonra, uzun soft paket Marlboro Light – ardından LIGHT ve kırmızı box paket…  Paketlerdeki ortak özellik, bıraktıkları izler. Sağ el, orta ve işaret parmağımdaki sigara kokusu ve tırnaklardaki sarı leke…  Eğer parmaklarımın arasında sigara yoksa – YA birini boğuyorumdur YA DA beni boğan birinin ellerini uzaklaştırıyorumdur boğazımdan.  Kimseyi boğmadım. Kimse de bana karşı yeltenmedi buna. Sigara da hiç düşmedi elimden.

HEP aynı çakmakla yakardım sigaramı.

İncirlik’te görevli Amerikalı bir asker unutmuştu ZİPPO’sunu masada. Türkçeyi daha iyi anlamak için SÖZLÜK aldığı kitapçının okuma masasında –

‘ADA’ – kitapçı tabelasındaki isim.

Sigara yanarken, benzin kokusuyla, metal sesi ilk dumanın kokusuna karışır, sonra sözcükler, uzun uzun konuşmak… Boş laf, gerekli sözler, soygun ve intikam planları –  Fransız var oluşçular – VİCTORİA SECRET kızları – okulun ve caddenin en güzel kızları derken, Platon’un Hristiyan ve İslam felsefesine etkisi, Ortaçağ’dan Augustinus ve Anselmus hakkında – Proust,  Joyce, Sean Penn… Herakleitos, Sôren Kierkegaard sularında kaybolmak. Ölmek ve hiç yaşamamak, yok olmak ve görünmezlik hakkında saatlerce laflamak… Ve kısa, kırmızı SOFT PAKET ve Light Marlboro. Tırnaklarımız yine tütün kokar, sararır, dudaklarımız uyuşur, ölürüz. İkinci bir hayat istiyordum. Çünkü o hayatı, buna harcayacaktım. Sigara, laflamak, sonsuzluk ve hiç var olmamış olmakla ilgili gevezeliklerimize.

Sonra…

İşin içine para girdiğinde 23 yaşındaydım. Beş parasızken sadece zarafet vardı, bir de makarna, patates. Ve hep seks… Sigara, soğuk bira… Paranın kokusu paslı metale benzer, öldüreceğini bilirsiniz ama ‘’solumadan edilmez’’ diye inandırır, para satan adamlar. ‘’Kim nefessiz yaşayabilir?’’ der onlar. Bu bir soru değildir, paranoya başlangıcına neden olan uyarı…

2

Eğer sorunu gişede çözmek isterseniz ve şanslı gününüzdeyseniz, kendi paranızı yarım saatte çekme olasılığınız olabilir bankadan. Girişte numara alırsınız, sonra çekiliş başlar ve piyango size çıkmamışsa, kötü şans… İki saatten daha uzun süre boyunca, sıra beklemeniz işten değil. Ben bekleme özürlüyüm. İçimde saatli bir bomba var. Kişisel saat, ne zaman çalacağını, sirenin ne zaman bağıracağını kimse bilmez. Ama kendi başına takılır ve öter siren. Ve bu –  ‘’bekleme sona erdi’’ – ‘’ buraya kadardı’’ anlamına gelir ve siren bir defa çalmışsa, ben bekleyemem. Uygarlık ve başkasının haklarına saygı, sıra beklemekle ilgili bir şeyse, ben hayvanın teki ve en ilkel tabiatın en yırtıcı köpeğiyim. Havlamaya başladığımda kaçsınlar! Çünkü sırada koca dişler var, ısırıp koparmayı bekleyen.

Sıra bana geldiğinde, gülümsedi. Göğüsleri güzel görünüyordu. Gömleğinin altından bile. Ama rujunu beğenmedim. Kızların dudakları üzerinde beğendiğim rujlar olabileceğini ilk o an fark ettim.  O gülümserken, ben öfkeliydim. Gülümser gibi bile yapmadım.

‘’İşleminiz beyefendi?’’ diye sordu

‘’Nasıl desem, para yatırmak için gelmiştim ama sonra ne kadar param varsa alıp gideyim tarzını kabullendim. Ve yavrum yüzüme bak. Hayır, hayır öyle değil, yakından. Lütfen yaklaş, daha yakından… Görüyor musun?’’ Gözlerimiz kenetlenmişti. Korkmaya başlamış gibi yaptı. Gerçek hiçbir şey yok. Gülümsedi. ‘’Gülümse, her yere uyar.’’ – ‘’Anlamadım’’

‘’Boş verin, iyi bir şey söylemedim’’ Yutkundu. Konuştu: ‘’Size bakıyorum, tamam, fakat amacınız ne?’’

‘’Bankamatikler bozuk. Kendi paramı çekmek için bir saattir sıra bekliyorum.’’dedim. ‘’Adam öldürmeye meyilli parçam harekete geçti. O derece öfkeliyim. Anla. Para çekmek için bu kadar süre, vay amına koyayım. Hayır, hayır sizinkine değil’’

‘’Paranızı mı çekeceksiniz, kimliğinizi alabilir miyim?’’ ‘’Hayır, alamazsınız. Yasal işlem yapmak için bekleme süresi bir saat. Ama bankayı soymak için sadece bir dakika yeterli. Uzun sürerse, polisle derde girer başım. Yarın, bankayı soymaya geleceğim.’’ Saatime baktım. ‘’Tam bu saatte ve bir dakikadan uzun sürmeyecek, bekleme yok, stres yok, canımı sıkamayacaksınız. Yüzüme iyi baktın mı? Robot resim için tarif edersi. n’’

‘’Hah hah haaayyyy’’ diye püskürdü. Nasıl desem, gülüyordu. KALTAK… Bu sözcük küfür değildi eskiden. İnsan sevdiğine söyler böyle şeyleri. Ama onu sevmiyordum. Şimdi, eski günler de yok. Her şey bitti. KALTAK. Küfür. ‘’Alemsiniz beyefendi, alem… Hah haaa!’’ Bankayı soyacağım diyorum. Gülüyor. Lanet olsun. Ben ciddiyim. O, flörtleştiğimi filan mı düşünüyor? OLABİLİR. Meğer flörtleşiyormuşum. Çok sonra fark ettim. Bazen çok sonra fark ediyorum. Kötü özellik, ölsem, üç gün sonra anlarım.(Bir defasında çeyrek litre kan kaybetmiştim – derin kesik, başparmak avuç içi arası – Kan öyle akıp durmuş. Çok sonra fark ettim.  Her zaman kaybettirir. Açıkgöz olmalı. Susam Sokağı’ndaki ‘’Açıkgöz’’ gibi değil. İnsan gibi ‘’Açıkgöz’’. Ben beceremem.

Ertesi gün bankayı soymadım. Bir ay sonraydı. Gişedeki kızla, bir gece geçirdik. Sabah olduğunda, ‘’Bankaya gidiyorum’’ dedi. Gömleğini giyiyordu. Konuştu,‘’Yüzüme bak! İyice bak. Biz ikimiz ancak birbirimizi beceririz böyle, banka hepimizi, her gün, her akşam ve gece…’’ – Haklıydı. Kaltak, demiştim ya, geri alıyorum.

 

Bülent Uçar

 

 





BENZER YAZILAR

Yazar Hakkında

Live Sex Webcam Sex Backstreet Theme Herbalife Ürünleri