Warning: Creating default object from empty value in /home/taqvnixt/public_html/portal/wp-content/plugins/wpseo/wpseo.php on line 1064

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/taqvnixt/public_html/portal/wp-content/plugins/wpseo/wpseo.php:1064) in /home/taqvnixt/public_html/portal/wp-content/plugins/wsi/wsi/front/WsiFront.class.php on line 92
Bülent Uçar ” HER ŞEY, POLONYA’da OLDU ” | ÖYKÜ | Sinematografik
Friday 22nd March 2019,
Sinematografik

Bülent Uçar ” HER ŞEY, POLONYA’da OLDU ”

Bülent Uçar ” HER ŞEY, POLONYA’da OLDU ”

____________

 

Uzak geçmişte kalarak, bir daha var olmamak üzere yok olan o senenin yaz mevsimine yakın günlerinde, bir alışkanlık edinmiş, durup eylemsizliğe geçtiği her yerde, hep aynı şeyi söylüyordu: ‘’Gidecek hiçbir yer, yapmaya değer hiçbir şey yok. Burada, olduğum yerde, hiç kımıldamadan, sonsuza dek kalabilirim.’’

 

Sonra, yaz mevsimi gelip de ortalık ısınarak ışıldamaya başladığında, bütün şehri, bir yalanla kandırdı. Herkese dedi ki: ‘’Bir yer var. Orada da bir HİÇLİK KAFESİ… Bu kafede, sipariş verirken, varsayım olarak veriyorsunuz siparişleri… Ve orada bir olasılık olarak oturup,  kapıdan çıkıp giderken yok oluyorsunuz. ‘’

Bunları yaparken çok gençti ve daha da genç olan çok sevdiği tek arkadaşına,neden bilinmez, şöyle derdi: ‘’ Sen hiç sakat bırakmaz, hep öldürürsün. Bunu niye yapıyorsun? Lanet olsun, neden yani? ‘’

 

Ve nereden, ne biçimde motive olduysa, sonbahar gelip de yağmurlar başladığında bir oyun başlattı: ‘’Kader için Tanrı’ya değil, benim oyunuma, yaşamak için de gerçeklere değil, sanılara ihtiyacımız var.’’ diyerek, insanların yapılmış plan ve alınmış kararlarını sabote ederek, onları ve yaşamlarını dilediğince yönlendirmek için, onlara randevular verip gitmiyor. Onları, olmadık zamanlarda, birbirleriyle buluşturuyordu. Kendince, yapay yaşam üretiyor. ‘’ Ve hiç kimse gerçekleri hak etmiyor. Gerçekler, mahrem şeylerdir. Öyle uluorta herkese söylenmez. ‘’ diye düşünerek, herkese çeşitli ve çokça yalan söylüyordu.

 

Ve çok zaman sonra,

Adam, zamanını anımsayıp bilemediği bir anda, neden bilinmez, kendini Polonya’da hayal etti. Oraya gitmeyi, sokaklarda amaçsızca dolaşıp gezinerek, sefil olmayı hiç nedensizce, çok istedi ‘’ Ama param yok, gidemem. ‘’ dedi, kendi kendine de  kim olduğu bilinmeyen biri ya da bir şey, onu oraya yolladı. O da kendini orada buldu ve –

 

Adı da  yaşı da  bilinmeyen, olmayan bir adam olarak,  evinden çok uzakta, etrafındaki hiç kimseyi  tanımadığı, hiç kimsenin de kendisini tanımadığı;  kuytu, hiç tanıdık görünmeyen ve o an, ilk defa duyduğu bir şarkının sesi;  bilmiyordu nereden yükselirken, olduğu yere, içinde büyük bir isteksizlik, yorgunluk ve umutsuzluk içinde ama dinlenmeye karşı duyduğu yoğun arzuyla yığıldı. Öldü. Kendisi dahil, hiç kimse acı duymadı. Son sözü filan da yoktu ama aklında, birinden işittiği şu söz vardı: ‘’..  Ölüleri neyin beklediğini kim bilebilir ki…. ? ‘’

Ve canı tam çıkarken, aklına, bir kadınla gerçekleştirdiği şu dialog geldi: Kadın, ona, adını ve yaşını sormuştu.

O da ‘’ Bilmiyorum.’’ demişti.

‘’ Neden ve nasıl yani? ‘’

‘’ Bilmem, sayılarak ve belirlenerek, sonradan eklenmiş şeylere, inanmıyorum, inanamıyorum. Karşıyım, belki bundandır. ‘’

‘’ Yine anlamadım ki. ’’

‘’Dinle, ben sana, seni beş kadar az ya da 971 denli çok seviyorum, desem, ne hisseder, ne söylersin. ‘’

‘’ Ne hissedeceğimi bilemem ama, neden beş ve 971 diye sorarım. ‘’

‘’ Nedeni yok. İkimiz de nedensizliğin olduğu yerde bulunsak, orada var olsak –  bu, güzel olmaz mı? ‘’

Sesler ve anılar susarak silinirken ‘’ İşte tahmin ettiğim şey oluyor. ‘’ diye düşündü  ve bir pilin bitişine, müziğin bozuk çalmaya başladığını duyumsayarak, birazcık sonra, tamamen susacağını anladı. Hissetti ve sordu, içinden. ‘’Burada, beni hiç kimse tanımaz, cesedimi, acaba kim, nereye kaldırır. Otopsi raporumda, ölüm nedenim ne olarak belirtilir‘’.Muhtemelen yanlış yazarlar. Hiç kimse bilmez, üzüntüden ve yoğun bir özlem duygusundan dolayı öldüğümü…  Her şey sessizlik ve eylemsizliğe bürünerek, oraya sığındı. O da asfaltta cansız halde, sere serpe uzanmışken, kendi içine fısıldadı: ‘’ Burada hiç kımıldamadan, sonsuza dek kalabilirim. ‘’

Bülent Uçar

 

 

 





BENZER YAZILAR

Yazar Hakkında

Herbalife Ürünleri