Tuesday 16th July 2019,
Sinematografik

Bülent Uçar ” TUHAFLIK, YABANCILIK veya UCUBELİĞE ÖVGÜ ”

Bülent Uçar ” TUHAFLIK, YABANCILIK veya UCUBELİĞE ÖVGÜ ”

________

Giriş Kısmından Önce –

 

Başlangıç –

 

1

 

Kimi insanlar, diğerleriyle, iyi anlaşmalarına rağmen, onlarla kendileri arasında dünyanın yörüngesi kadar uzun ve aşılamaz bir mesafe, neden vardır? Ve bu insanlar, neden en mutlu anlarında bile hayatları mahvolmuş ve sonsuz bir acının içindeymiş gibi bir ifadeyle dolaşırlar?

 

2

 

Bir kişisel hayat içinde, onlarca insan ve yaşama yetecek şans, karşılaşma, umut, mutluluk, saygınlık ve değere sahip olan kimi insanlar, kendilerine bağışlanan bu görkemli yaşama rağmen, bunu hiç gerçekleştirmeseler de kendilerini vurma fikrinden neden hiç kurtulamazlar

 

 

3

 

‘’Köpekler, tanımadıkları insanlara havlar.’’ derler.  Kim söyler,  bilmiyorum. Hz. Ali, söylemiş, diyenler, var. Ama belki de anonimdir.

 

4

 

Konu ve rahatsızlık duyurarak, can sıkan gerçek şu ki; İnsanlar, tanımadıkları, bilip bir tanım ya da alışıldık kalıp veya şablonlara sığdıramadıkları her şey ve herkesten korkuyor, mümkün olduğunca, bir hastalıktan kaçar gibi uzak duruyorlar da uzak duranlar, uzak durulan bu insanların zerre umurlarında değil. Uzaklaşılan bu ‘’ucubeler (!) ‘’  tanımlanabilen, alışıldık ve güven duyuran (!) bu insanları, hiçbir duygu taşımadan – nötr bir ruh hali içinde -becerilmişliğin çöplüğünde görürler de, bunlar, bir çete gibi var oldukları için, hakîmiyet sanki onlardadır. İsterler ki, bakıp gördükleri her insan, kolayca bilinerek nitelendirilip, sıfatlandırılabilsin. Hangi işi çok iyi yapabileceği, bir aile babası olup olamayacağını bilmek, böylece tanımlamak isterler ki, aksi halde ürkerek, tedirginlik duyarlar. Ucubeler Klanına, Tuhaf Kişiler kabilesine ait bu kişi, hele ki, hiçbir şey, hiç kimse, hiçbir stil ya da tarza benzetilemiyorsa, korku çanları çalmaya başlar. Bunu duyduklarında da çalan her araba alarmına uykuyu heba eden bu insanlar, pencere önüne dikilir gibi irkilir, perde ardından bakar gibi, sinsice gözlerler. İşler, bu denli zora girdiğinde, yaptıkları en kolay, en bayağı, en avam iş de en iyi bildikleri eylemi içerir: Hiç anlayamadıkları’’ucubeyi (!) çok iyi bilip anladıkları kalıp veya şablonlara indirgeyerek, onlara benzetirler. Aksi halde ödleri kopar.

 

5

 

Bu ucubeler (!), tuhaf yabancılar, aşk ve sevgi için ve elbette, öpüşler, tutku ve ısırmalar – seks için oradadırlar. Aşkın aylaklar için olduğunu, bunu en iyi onların yaşayabileceğini bilir ve buna her zaman hazırdırlar. Ama bir arkadaş ya da aile toplantısında, eğer Marcel Proust, James Joyce, genel olarak sanat, özelde sinema ve Düşünce Tarihi hakkında konuşulmayacaksa, dilleri tutulur. Saçmalar, en olmadı, anlaşılamayan tuhaflıklardan söz ederler.

6

 

Kendileri için fazlasıyla tehlikeliyken, başkaları için yararlı olmaya, kendileri için bir sorunken, başkaları için sevilebilir olmaya çalışmazlar.

Eşyaların, özellikle yokluklarında krallık ilan edebildiklerini bilirler ama onları kullanarak eskitmenin de onları mutlu ettiğinin farkındadırlar.

Eşyayı da parayı da kullanır, onlar tarafından kullanılmazlar. Kırıntıların yerlere dökülmesine aldırmazlar. Çünkü temizlemek birkaç saniye… Kasmaya değmez. Parayı kazanmanın önemini bilirken, onun tarafından kazanılmanın lanetinin de farkındadırlar. Bilinen, alışıldık anlamdaki ADAM olmakla ilgileri yoktur. Dünya umurlarında değildir. Ancak özellikle ve mutlaka birkaç kişiyi hayatlarında ölümcül ve hayati derecede umursarlar. Tembel, üşengeç ve bencildirler. Ancak sadece, umursadıkları o birkaç kişi için her şeyi yapar, her yükün altına girerler.

 

 

 

7

 

Kendilerinin inşasını üstlenir. Kişisel egoizm konusunda yepyeni bir sanatsal stil oluşturmuşlardır. Ve bilirler, nasıl ki, sanattaki her yeni tarz önce HATA olarak algılanıyorsa, her yeni ruh, karakter, yaşam biçimi de ilkin hata ya da yanlış olarak algılanır da onların onay ya da alkışa, oyalanmak için dış dünyadaki karnavala filan ihtiyaçları yoktur. Çünkü karnaval iç dünyalarında eksiksizce bulunur.

 

 

8

 

Onlar;

Ve yani, lanet olsun; bu ‘’ Ucube (!) ‘’ de neden onlar gibi mülk – ev araba – edinmek için, sanki ölümsüzmüş gibi, neden 150 senelik banka kredisi alarak, normalleşmiyor ki? ! Evlenip, çoluk çocuğa karışarak, komşu ziyaretlerinde, anlamsız, boş, yüzeysel gevezeliklere kapılarak, neden güven duyulacak kalıp için uygun ölçülere indirgenmiyor ki?! diye sorup, düşünerek heba olur, cevap da bulamazlar.

 

9

 

Ve oysa bilmezler ki, oturdukları tabure, koltuk, üstünde yatıp uyudukları yatak, izledikleri televizyon, başından kalkmadıkları bilgisayar, ellerinden düşüremedikleri akıllı telefonlar, bir türlü anlayıp, güvenemedikleri, her zaman korktukları ucubelerin eserleridir.

Ucubeler, en  güzel, şiir, roman, öyküleri yazıp, en güzel resimleri yaparak, en güzel fotografları çekip en etkili dokunaklı ve güzel filmleri yapmışlardır

 

10

Bülent Uçar

 

Bülent Uçar

 

 

 

 

 

 

 





BENZER YAZILAR

Yazar Hakkında

Herbalife Ürünleri