Monday 10th December 2018,
Sinematografik

Bülent Uçar ” UNUTMA YETENEĞİ , VAZGEÇME YETİSİ ”

Bülent Uçar ” UNUTMA YETENEĞİ , VAZGEÇME YETİSİ ”

_____________________

İşlerin kötü gitmesine, sonra hayal kırıklıklarına filan öyle hayran kalıyorum.  Ellerimin arasına alıp cebime koymak, orada parmak uçlarımla sevmek istiyorum boşa giden tüm uğraşları. Boşuna çabayı ve hiçbir halta değmeyen sahiplikleri… Lise yıllarımdayken, okulun bahçe kapısıyla stadyum arasında Pink adında bir kafe vardı. Okulun çaprazda kalan karşı kısmında… O kafenin ucuz ışıklarının altında kızın biri tarafından ilk kez terk edildiğim o anda hissettim, bu duyguyu. İlk kez orada… Elimde Hamburgerci Mükerrem’den aldığım hamburgerin kokusunu duyuyordum. Sıkı tutmayı bırakmıştım. Marul parçası düşmek üzereydi. Karşı koltukta, sürekli öpüşen bir çift vardı ve ben terk edilmiştim. Terk eden kız çok güzeldi, olağan koşullarda acı çekmem gerekiyordu. Ama çok mutluydum. Süper bir gücüm olduğunu ilk o an fark ettim. Hayal kırıklığına uğradığımda, kaybettiğimde filan, üzülmek yerine tuhaf bir sevinç duyuyordum ve sel gibi akan bir coşku. Hayatımdaki en güzel şey bu kadarsa, hepsi buysa ve o şey, elimde bir hamburger varken gidiyorsa, o zaman en iyisi bile pek matah değil. Hiçbir halta değmez. VAZGEÇ. Süper güç, bunun içinde. KENDİ ÖZ HAFIZANA SALDIR – UNUT GİTSİN, VAZGEÇ. Kaybettiğini hissetmeden önce yap bunu. Terk et, onun uzaklaşmak için atılacak ilk adımından önce.

Kafenin orta yerinde beni terk eden kızın adını hatırlamıyorum. Eşcinsel bir erkek arkadaşı vardı. Sevgili değillerdi. Ama onları öpüşürken görmüştüm bir defasında. Stadyumdaki Skorboard’unun hemen altında. İçinde değil. Dış duvarın altında. O çocuğun adını da hatırlamıyorum. Ama bahçedeki kızın adını hatırlıyorum. Tüm öğrenciler derse girmişti. O girmemişti. Bankın birine oturmuş bekliyordu. Yağmur da yağıyordu. Umurunda değildi. Bir pamuk kadar yumuşak görünüyordu. Ve beyaz. AYNUR. Adı.

Yanına gitmek istedim.  Öğretmene seslendim. Matematik. Dersin adı. Öğretmen erkek. Orta uzun boy, düzgün bıyık, sinekkaydı traş, kravat, ütülü gömlek, pantolonda kırışık hiçbir yer yok, kusursuz memur. Pantolon gri, paça bol… Ceket, birkaç beden büyük…  ‘’Dışarı çıkabilir miyim?’’ – ‘’Nereye?’’ – ‘’Dışarı, yani… Bahçeye… Bakın oradaki kızın yanına.’’ – ‘’Oğlum alay mı ediyorsun?’’ – ‘’Hayır, lütfen böyle düşünmeyin. Midem, lanet olsun. Hocam karnın ağrıyor. Kusacağım galiba.’’ – ‘’Tamam, çık, çık, rezil etme ortalığı, ama beş dakikada burada ol, geç kalırsan yoksun, ona göre.’’ Matematik öğretmeni. Özellikler: Yok edici – Zamanını aşmış her şeyi yok ediyor. Gerçek, alışılmış değilse ikna olmuyor. Alışılmış yalanları, sıradışı gerçeklerin yerine koymaya bayılıyor. Midem bulanıyorsa dışarıdaydım. Kız için asla…

Koridorda İlkay’la karşılaştık. Müdür odasının tam karşısında, NÖBET’teydi. En güzel beş kızdan biri… Bana hep bir kızı hatırlatırdı, ama asla kendisini değil. Ona baktığımda, başka birini görürdüm. Çok sevdiğim birini, ama onu sevmezdim. Hatırlattığı şey nedeniyle birkaç defa öpüşmüştük. Okulun arka bahçesinde…

Koridoru geçerek, merdivenlere yöneldim. Yeni sevgilim bekliyordu bahçede. O an, ikinci duyguyu hissettim. İlk kez olan, ikinci duygu… Adını da koydum duygunun. ‘’NE gereği var şimdi’’ Kızın yanına ulaşmak için sadece bir kat daha inecektim. Sonra bahçe. Ama kolay değildi. Önce HİÇLİK’in önünden geçmeliydim. Boşunalığın ve ‘’Ne gereği var şimdi’’ duygusunun…

Soyguna giden bir hırsız gibiydim. Mücevherler oradaydı. Ev sahibi yoktu. Köpek, kulubesinde bağlıydı, saldıramazdı, ama önünden geçmeye cesaretim yoktu. Kızın yanına gitmedim. Sınıfa geri döndüm, öğretmene yaklaştım. Gözlerim kanlanmıştı. ‘’Oğlum N’apıyorsun?’’ Korkmuştu. Bunların hepsi korkak… Cesur tek bir öğretmen görmedim bu güne kadar.  ‘’Bir şey yapmıyorum’’ dedim yarı böğürerek. Sonra kustum. Öğretmen masasının üstüne… Hamburgerci Mükerremin Hambugeriydi, masaya boşalan. Maruldan tanıdım.

Bülent Uçar

 





BENZER YAZILAR

Yazar Hakkında

Herbalife Ürünleri