Monday 27th May 2019,
Sinematografik

Bülent Uçar ”NESNELERİN KUMPASI ”

Bülent Uçar ”NESNELERİN KUMPASI ”

_________

Sol kaşımın iki santim yukarısında yara bandı vardı. Ben yapıştırdım. Başlayalı çok olmuştu. SAVAŞ… Sonunda onlar kazandı işte. NESNELER… İlk zamanlar aldırışsızdım. Sonra görmezden bile geldim. Söylemek istediğim: Suç benim değil. Bunu kabul edemem.  Eğer konuşabilseydik anlaşabilirdik de. Sonuçta merhamet sahibi olduğuma yemin bile edebilirim. Var. İçimde. Güçlü MERHAMET,.. Orada. Hep tetikte

Savaşı onlar başlattı.

 7 yaşındaydım. Kapı kolunu çekiştirip duruyordum. Nasıl karşı koyuyor, kimse yaşamasın. Çok kötü. Daha o yaşta geçti aklımdan: ”Sadece bir kapı kolusun ve işin kapının açılmasını sağlamak, karşı koymak değil” Ama diretti. Açılmadı. Sonra, ÇAY KAŞIĞI… Sıcak çayın içinde dönüp durmuştu. Yapacak bir hamlesi yoktu.  Hâlâ çocuktum, ancak biliyordum kaşığın çayla anlaştığını. Dudaklarımı yakacaklardı, birlik olup. Ama ben içmedim çayı. O gün bugündür de içmem.  Kumpas devam ediyor. Nesneler… SAKIN HAFİFE almayın. Israrcı, kötü niyetli ve savaşçılar.

Yara bandından yarım saat önce

GÖMLEK düğmeleri ilk kurşunu attı. Son iki düğmeye kadar iyi idare ettiğimi hatırlıyorum. Tepki göstermedim. O ikisi kalınca, hele ki o son düğmede canıma okudular. Bir türlü iliklenmiyorlardı. Deliğe denk getiremediğim için iliklenmediğini fark ettiğimde iş işten geçmişti. Bu bir savaştı, ama ben deliğe denk getirmeyecektim düğmeyi. Öyle iliklenecekti. Benim istediğim gibi. Daha farklı değil. Zorladım. Neredeyse yeni bir delik açılıyordu. Kumaşın o kısmında. İliklenmedi. Ben de çıkardım gömleği, vazgeçtim giymekten. Cezasını çekmeliydi. Gün boyu yalnız kalmalıydı gardropta ve kahrolmalıydı. Nasıl bu kadar cüretkâr olabiliyordu had bilmez düğme ve onun kumpas arkadaşı İLİK…

Tişört giydim, üstüne de ceket, atkı. Ve uzun süre gömlek giymemeye karar verdim. Kolay kurtulamazlardı benden. Lanet olsun. Sen bir ilik ve küçük bir düğmesin, işin sadece iki ucu biraraya getirmek, hepsi bu. Neden karşı koyuyorsun? Kafam çok bozuktu. Hava çok sıcaktı. Soğuk duş iyi gelebilirdi. Kumpas…

Yara bandı hikâyesi.

 Duşa girdim. Suyu açtığımda Duş başlığı ağır çelikten kütle… Başımın üzerinde. Bağlı bulunduğu hortum delik, su kaçırıyor, gözlerime doğru fışkırtıyor. Bir süre idare ettim. Son defa fışkırtınca, tam gözüme nişan almıştı. Refleks. Korunmak için kolumu kaldırdım. Hızla. Duş başlığına çarptı kolum. Başlık, tam da o an düştü alnıma. Beyaz zeminde kan lekeleri. Pamuk ve tentürdiyot karşı koymadı. Usulca yerine getirdiler görevlerini. Sonra yara bandını yapıştırıp çıktım dışarı.

Bülent Uçar





BENZER YAZILAR

Yazar Hakkında

Herbalife Ürünleri